Podgorica’da Ortak Tarih Projesi (Joint History Project – JHP) tarafından düzenlenen “Güneydoğu Avrupa’da Sınırlar: Coğrafya mı, Hayal Gücü mü?” başlıklı uluslararası konferanstan seçilmiş bildirileri bir araya getiren yeni bir yayını sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Bu cilt, Güneydoğu Avrupa tarihinin en kalıcı ve karmaşık sorularından birini inceliyor: Sınırlar nedir, nasıl oluşturulur ve kimlikleri, siyaseti, eğitimi ve kolektif belleği nasıl şekillendirmeye devam eder? Yazarlar, sınırları yalnızca coğrafi çizgiler olarak ele almak yerine, onları sürekli müzakere edilen, meydan okunan ve yeniden yorumlanan tarihsel pratikler olarak inceliyor.

Ortak Tarih Projesi Direktörü Zvezdana Kovač, önsözünde sınırların asla sadece fiziksel gerçeklikler olmadığını hatırlatıyor: “Sınırlar statik değildir. Politika, eğitim, medya ve gündelik pratikler yoluyla sürekli olarak müzakere edilir, tartışılır ve yeniden tanımlanır.”

Kovač ayrıca sınırları anlamanın, geleneksel ulusal anlatıların ötesine geçmeyi ve çok perspektifli, disiplinler arası ve ulusötesi yaklaşımları benimsemeyi gerektirdiğinin altını çiziyor. Sınırların sıklıkla çatışma ve dışlanmayla ilişkilendirildiği bir bölgede, sınırların anlamını yeniden düşünmenin yalnızca akademik bir görev değil, aynı zamanda toplumsal bir zorunluluk olduğunu savunuyor.

Yayın, Ortak Tarih Projesi‘nin temel misyonunu yansıtmaktadır: Eleştirel düşünmeyi teşvik etmek, basitleştirilmiş tarihsel anlatılara meydan okumak ve geçmişe çok sık birbiriyle yarışan ulusal perspektiflerden bakan toplumlar arasında diyalog alanı yaratmak.

Makaleler; etnik kartografya ve sınır oluşturma süreçlerinden hafıza politikalarına, milliyetçiliğe, tarih eğitimine ve çağdaş müfredatlara kadar geniş bir konu yelpazesini kapsayarak sınırların Güneydoğu Avrupa’yı nasıl şekillendirdiğine ve şekillendirmeye devam ettiğine dair yeni bakış açıları sunuyor.

Cildin ilk yarısı, Güneydoğu Avrupa genelindeki bu sınırların, mekânların ve etnik haritaların titiz bir analizini sunuyor. Kornelija Ajlec ve Božo Repe‘nin çalışmalarının yanı sıra işgal altındaki Slovenya’da yoğun sınır oluşturma süreçlerine dair araştırmalar ve Kriton Kuci‘nin Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki sınırların (görünmezliği) üzerine yaptığı inceleme aracılığıyla yazarlar, sınırların bölgesel gerçeklikleri nasıl şekillendirdiğine dair çok yönlü bir bakış açısı sağlıyor.

Bunun üzerine inşa edilen cildin ikinci yarısı ise odağını bu geçmişleri anlamlandırmada eğitimin rolüne çeviriyor. Angelos Palikidis‘in “komşu tarih” ve sınırların muhafazakâr müfredatlara nasıl yerleştiğine dair çalışması ve Vassiliki Sakka‘nın geleneksel kanonlara meydan okuyan tabandan gelen girişimlere dair tespitleri de dâhil olmak üzere, çağdaş Balkanlar’daki tarih öğretiminin eleştirel incelemelerine yer veriyor. Cilt, Kenan Çayır tarafından analiz edilen “Türkiye Yüzyılı” modeli gibi eğitim modellerinin medeniyeti ve ulus bilincini nasıl yeniden kurguladığının daha geniş etkilerini araştırarak, eleştirel düşünmeyi ve bölgesel uzlaşmayı teşvik etme misyonumuz için hayati bir temel sunarak sona eriyor.

Bu cilt, Kornelija Ajlec ve Božo Repe editörlüğünde Retrospektive – Scientific Journal for Historiography and Related Fields (Cilt IX, Sayı 1, 2026) dergisinin özel bir sayısı olarak yayımlanmıştır.

Bu özel sayının tamamını Ortak Tarih Projesi konferansına adadıkları ve üstün editörlük çalışmaları için Sloven meslektaşlarımıza ve dostlarımıza özellikle minnettarız. Onların cömert katkıları, konferans tartışmalarını tarihçilere, eğitimcilere ve çok perspektifli tarih eğitimiyle ilgilenen herkese ilham vermeye devam edecek kalıcı bir akademik yayına dönüştürdü.

Bildirilerin tamamını buradan incelemeye davet ediyoruz: LINK

Sayının tamamına derginin dijital arşivinden buradan erişebilirsiniz: LINK